Yasakçı Zihniyet İş Başında
Blogger’a gelen kapatma kararı nedeniyle sitemi geçici olarak WordPress’e taşımak zorunda kaldım. Konunun trajikomik yansımalarını ve düşüncelerimi bilahere yazmayı düşünüyorum.
Empire State Pigeon
.flickr-photo { border: solid 2px #000000; }.flickr-yourcomment { }.flickr-frame { text-align: left; padding: 3px; }.flickr-caption { font-size: 0.8em; margin-top: 0px; }
Bir güvercinin penceresinde gereksiz dünya telaşesi!!!
Online Çin Araştırması
From: TrendsSpotting, 2 days ago
Nin Hao ! In the spirit of drilling down the dynamics of the Internet in China , We have published a data filled , action packed slideshow “Handbook of Online China” on the eve of Beijing Olympics inauguration . The report focus on three key themes – China as an online leader , China Insider – the competitive landscape in Search , IM & Web 2.0 & Business in Online China – that are essentially key indicators of the ongoing development of the dynamic Internet market in China.
The report is unique of its kind & we are sure as an online china observer , analyst & investor you will find the slideshow really handy.
If you want a copy of this presentation ,drop us a note.We shall be happy to mail you the same.
Google Custom Search
Internet arama motorları savaşı giderek kızışıyor. Yahoo‘ un geçen aylarda duyurduğu özelleştirilebilir arama hizmeti BOSS‘ dan sonra Google‘ da Google Custom Search ile bu aleme giriş yapmış. Ben de hemen Google’ ın özelleştirilmiş arama hizmetini sağ panelde göreceğiniz üzere bloguma ekledim. Gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Politika 2.0 ve Barack Obama

Neredeyse 2.0′ ın içine girmediği alan kalmadı desek yeridir. İşletme 2.0, Sağlık 2.0, Pazarlama 2.0, Reklam 2.0 ve IK 2.0 derken uzun kuyruk 2.0 gözünü siyaset ve politikaya dikti. Genç Internet kuşağının kitleler halinde sosyal ağlara olan rağbeti, yeni iletişim kanallarına geniş bir pencere açmasına yetti de arttı. İletişim hemen hemen tüm sektörlerde geçerliliğini koruyan yegane temel ihtiyaç iken, Web 2.0′ın sunduğu fırsatlar henüz yeni yeni keşfedilmekte. Bu bakış açısı bizi yeni ufuklara götürmeye devam ederken ortaya Politika 2.0 kavramı çıkıverdi.
Politika gücünü iletişimden alan sosyal bir alan. Teknolojiyi biraz geriden takip etse de, yaklaşan ABD seçimleri bu zinciri kıracak ölçüde teknolojik hamlelere sahne oluyor. Özellikle Barack Obama‘ ın başarısı herkesin dilinde. Hiç şüphe yokki Barack Obama politik kampanyalarda bir devrimi temsil ediyor. Onu rakiplerinden üstün kılan; Web 2.0‘ı çok daha planlı ve organize olarak kullanışında yatıyor. Barack Obama’ ın sanal ayak izleri Web 2.0 eksenli politik kampanyasından önemli izler taşımakta.
Hiç şüphesiz politika önemli bir sektör. Seçim kampanyalarına harcanan meblağlar herkesin dudağını uçuklatacak cinsten. Amerikan seçimlerine baktığımızda seçim kampanyalarına milyar doları bulan bütçelerin ayrıldığı herkesin malumu. Ortaya çıkan tablo parayı veren düdüğü çalar misali haksız politik rekabeti doğuruyor. Siyaset yapmak para işi olunca çarklar kimin için dönüyor? Web 2.0′in demokratik ruhu ve sınırları reddeden eşitlikçi yönü politikaya yeni bir soluk getirebilir mi?
Yukarıdaki sorular ayrı bir tartışmanın konusu ama düşünmeğe değerler. Politika 2.0 ve Barack Obama çoğu yerde beraber anılırken, Barack Obama’ ın yürüttüğü online kampanyanın Politika 2.0 başarı kriterlerini göstermesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Barack Obama seçim kampanyasında sosyal ağlara en çok değer veren önemli simalar arasında gösteriliyor. Özellikle genç kuşaklara ulaşmak için bu çok uygun bir strateji. Umarım genç kuşağın hakim olduğu Türkiyem de bu rüzgardan nasibini alır. Peki Barack Obama’ ın Web 2.0 destekli kampanyası hangi araçları nasıl kullanıyor?
Politika 2.0 Araçları
1) Twitter : 45.000 takipçisi ile Barack Obama twitter’ ın en aktif üyesi sayılabilir. Twitter üzerinden geniş bir takipçi kitlesi şimdiden oluşmuş durumda.
2) Facebook ve MySpace: 1.2 milyon üyeye sahip Barack Obama grubu belki de dünyanın en büyük sosyal ağı sayılabilir. Tüm üyeler Barack Obama’ ın mesajlarını Facebook ve MySpace üzerinden alıyor.
3) Flickr : Flickr’sız elbette olmazdı. Tüm kampanya etkinlik fotoğrafları buradan yayınlanıyor.
4)Youtube Kanalı : Konuşma ve etkinliklerden seçmelerin sunulduğu YouTube video kanalı yine aktif ziyaretçi çeken bölümler arasında. Yükselen değer video her yerde geçerli olmaya devam ediyor.
5) Kişisel Web Sitesi : web 2.0 destekli kişisel web sitesinin Alexa istatiskleri bir hayli iyi durumda. Tüm haber ve bilgi merkezi bu kişisel web potasından sunulmakta. Bloglar, basın duyuruları, politik konular hakkındaki görüş ve mesajları içeren çok kapsamlı bir içerik sunulmuş.
6) Scribd : Scribd dünyanın en büyük doküman paylaşım sitesi. Barack Obama’ ın düşünce, plan ve projelerinden oluşan geniş bir doküman havuzu oluşturulmuş. Hedef kitlesi okuyan, araştıran ve sorgulayan Internet kuşağı. İçinde bulunduğumuz siyasi konjonktörde acaba kaçımız siyasi partilerin projelerini konuşuyoruz?
Barack Obama sosyal medya araçlarını sonuna kadar kullanan etkili bir siyasetçi portresi çizerken yakın gelecek politika iletişimi alanında öncü bir rol üstlenmiş. Umarım günümüz Türkiyesinin kısır siyaset arenası politika 2.0 ile daha demokratik ve paylaşımcı bir düzeye erişebilir.
Hap Niyetine : Müşteri Topluluklarında İyi Pratikler
Farkettiyseniz bu yazının başlığında Hap Niyetine kelimelerini tercih ettim. Amacım bilgiyi paylaşırken mümkün olduğunca öz ve hedef odaklı olması. Bundan sonrasında başlıkta bu kelimeleri görürseniz şaşırmayın!
Müşteri ile Marka arasında yaşanan iletişim son yıllarda çok kanallı ve boyutlu bir hal almışken, firmaların web tabanlı sosyal topluluklara olan bakışı halen sorgulanır durumda. Bu meyanda İşletme 2.0 gurularından Dion Hinchcliffe‘ ın makalesinden önemli satır başlarını sizinle paylaşmak istiyorum.
Online Topluluklar ve Katmadeğer
Web 2.0′ ın itici motoru sosyal ağlar zamanla evrimleşerek farklı türlere ayrılma yoluna gitti. Bugün sosyal ağların 3 türünden bahsetmek mümkün.
1. Bireysel Topluluklar : bireylerin girişimi ile yürüyen, herhangi bir üretici ilişkisi bulunmayan, konu özelinde topluluk biçimidir. Bugün tuning, biseklet ve fotoğrafçılık anlamında yüzlerce topluluk sitesi aktif olarak çalışmaktadır.
2. Halk Destekli Organize Topluluklar : bu topluluk biçiminde belli bir organizasyon ve marka etrafında toplanmış, kendinden organize aktif, üretken halk tabanı yaygındır. Topluluk yoluna organizasyon desteği ya da yönlendirmesi almadan devam ederken, organizasyonların önemli faydalar sağlayacağı iletişim kanalının önünü açmaktadır. Bu topluluk tabandan yukarıya hareketin bir örneğidir. IKEA fanlarının oluşturdu topluluk IKEFANS yine Harley Davidson aşıklarından oluşan HD Talking bu topluluk biçiminin en başarılı örnekleri arasında gösterilebilir.
3. Tüketici Toplulukları : desteğini halk tabanında alan topluluklar her ne kadar başarılı örnekler sunmuş olsa da buradaki sayı ve yapılanma her zaman sürekliliğini koruyamamaktadır. Tüketici toplulukları üreticilerin desteği ve teşviği ile beslenmiş, yapısal ve teknolojik anlamda ayakları yere sağlam basan bir iş modeli üzerine bina edilmiştir. Bu iş modelinde üretici tamamen objektifliğini korumakta ve tamamen topluluğun amacına hizmet etmektedir. Tüketici ile kurulan bu inorganik bağın temelinde saygı, objektiflik ve samimi bir empatinin varlığından söz edilebilir. Marka bilinci ve bağı bu toplulukların markaya yan getirisidir.
İş dünyasında son zamanların trendi marka odaklı topluluklar açmak olduğunu biliyoruz. Peki bu girişimler ne kadar başarılı? Deloitte’ ın yaptığı son araştırmaya göre pek de başarılı değiller. Araştırmadan da anlaşılacağı üzere tipik hata iş dünyasının topluluktan sağlayacağı katmadeğere odaklanması ve topluluğun ihtiyaçlarını gözardı etmesi. Bu herkesin kulağına küpe olsun!
Üretici topluluklarında göze çarpan iyi örnekler: Hyatt otellerinin Yatt’it ve American Express’ in Member’s Project‘ i sayılabilir.
Müşteri Toplulukları için Başarı Reçetesi
1. Topluluk ihtiyaçlarını birinci önceliğiniz olarak belirleyin.
2. Topluluk bir teknoloji problemi değildir, bugün ir çok açık kaynak topluluk ve içerik yönetim sistemi işinizi gayet profesyonel çözebilir. Drupal, DotNetNuke ne güne duruyor.
3. Aktif topluluk yönetimi olmazsa olmazlar arasındadır. Moderasyon, proaktif yaklaşım ve katkı topluluğun başarısında kritik öneme sahiptir.
4. Topluluğun başarı metrikleri için yeni kıstaslar belirleyin. Artık web 1.0′ ın eşsiz ziyaretçi ve aktif kullanıcı sayısı gibi metrikleri gerçek başarıyı yansıtmamaktadır. Bunun yerine yeni başarı kriterleri ve hedefleri konuşulmaktadır. Örneğin başarınızı topluluklardan çıkardığınız yeni fikirler, topluluğun etki gücü, topluluğun topluluğa sağladığı vizyon ve ürün bilinci gibi farklı noktalardan değerlendirmeye ne dersiniz. Bunun üzerinde kafa yorun ve yeni metriklere odaklanın.
5. Bireysel, halk destekli ve organizasyon destekli topluluklar birbirleriyle çok yakın ilişkide olsalar da çok farklı organizmalardır. Bu gerçeğin farkında olun.
6. Müşteri toplulukları görevini pazarlama kanalı olarak yerine getirir fakat bunu geleneksel yolların dışında bir yolla yapar. Araştırmalar iyi yönetilen ve etik kuralların hakim olduğu toplulukların markaların satışına olumlu bir etkisi olduğunu gösteriyor.
7. İşinizi ne kadar entegre ederseniz, topluluk bir o kadar daha iyi çalışır. Mevcut iş süreçlerinizde topluluk halkanın neresinde? İş stratejilerinizde topluluğun ve oradan aldığınız geri bildirimin yeri var mı?
8. Büyüme gelecektir yeterki topluluk kendi kimliğini kazansın ve olgunluğa ulaşsın. Elbette topluluk kazanımlarının tez elden geleceğini sanmayın, bu bir süreçtir. 2 tarafın da kendi pozisyonunu anlaması ve güven ilişkisinin kurulmasını başarının kilit anahtarıdır.
9. Ortak mülkiyet ve kontrol, bağlılık ve güven zeminini hazırlayacaktır sabırlı olun.
10. Birçok topluluk sosyal bağ kurallarının uygulandığı önemli bir varlıktır. Siz de topluluğunla bu kuralları düşünerek bağınızı güçlendirin.
11. Toluluğun size gelmesi yerine sizin ona gitmeniz halen riskli ama giderek önem kazanan uygulanabilir bir stratejidir. Online toplulukların içindeki insan mozağini düşününce toplulukları yönetmek kolay değildir. Sosyal dinamiklerin farkında tutarlı marka mesajı sizi bekleyen en önemli zorluklar arasındadır.
12. Topluluğu bünyenizdeki diğer CRM ilişkili yönlerle bağlamak kurulan bağın katmadeğerini en üste taşır.
Yakın gelecekte iş dünyasının olgunlaşmış topluluklarla organik bağlarına şahit olacağız. Topluluklar sizin inovasyona açılan pencerenizdir. Yerine göre self-servis müşteri hizmetleri yerine göre trend yakalama, pazarlama ve satış gücü de içeren çok boyutlu bu kanal üzerindeki rolünüz geleceğin iş stratejindeki yerinizi belirleyecektir.
Makalenin tamamını http://blogs.zdnet.com/Hinchcliffe/?p=190 adresinden okuyabilirsiniz.
Not : Yazıda geçen görsel malzeme ve içerik yukarıdaki adresten derlenmiştir.
İşinizi Bulutların Ötesine Taşımak Cloud Services
BT altyapıları hızlı bir evrim sürecinde ilerlemeye devam ediyor. SalesForce ile başlayan SaaS , Software + Services ivmelenmesi ve Amazon’ un öncülüğünde başlayan platform hizmetleri yaklaşan bir devrimin ayak izlerini gözler önüne seriyor. Peki sırada ne var?
Cloud Services / Cloud Computing
Cluod Services ya da Computing kavramı henüz yeni yeni duyulmakla birlikte kısa zamanda ortaya çıkan hizmetler ile kritik bir başarı kazandı. Cloud Services müşterilerin istenen işlemci kapasitesi ve platform hizmetini 3. parti hizmet sağlayacılar tarafından alabilmesini mümkün kılan bir kavram. Bu 3. parti hizmet sağlayıcılar sizin yerinize altyapı desteği, teknoloji ölçeklemesi, donanım hizmetleri, kurulum, konfigurasyon ve operasyonel süreklilik gibi bir çok maliyeti üstlenerek size profesyonel ve düşük maliyetli bir hizmet sağlıyor. Bu sayede müşteriler altyapı ve teknoloji bağımsız bir süreklilik kazanırken maliyetlerini ve operasyonel giderlerini minimize ediyorlar. Bugün Amazon’ ın verdiği S3 depolama hizmeti bu alandaki en güzel örneklerden birisi.
İşin teorisine çok girmeden bu teknik bahsi kapatıyorum, konu hakkında daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Cloud Stratejisi ve Yakın Gelecek
Microsoft’ un bir süreden beri Cloud Services konusunda çalıştığını duyuyor ve biliyoruz. Şimdiden Exchange ve Sharepoint hizmetleri on demand services olarak sunuluyor. Microsoft gelecek dönem stratejisini büyük ölçüde Cloud hizmetlere bağlamış durumda. Diğer aktörlerden Oracle, Google ve IBM’ in de boş durduğunu sanmıyoruz. Sonuç olarak büyük aktörlerin buna yatırım yapması beraberinde önemli bir paradigma değişimini de getirecek.
Değişen kurallar ve paradigmalar ne getirecek derseniz ilk etapta şunlardan bahsedebiliriz;
* Kurumlar BT altyapılarını büyük oranda 3. parti Cloud Hizmet birimlerine taşımak ve orta/uzun maliyetlerini düşümek yoluna gidecek. Kurum bünyesindeki barındırılan atıl donanım envanterleri, yüksek işletme maliyetleri ve sürdürülebilirlik düşünüldüğünde kurumlar önemli bir rahatlama sağlayabilir. Elbette bu geçişin çok planlı yapılması koşuluyla.
* WebOS (Web Tabanlı İşletim Sistemi) ve Sanal işletim sistemlerinin gelişimine paralel artık Thin Client bilgisayarlar tekrar devreye girecek. Hizmetlerini büyük ölçüde sanallaştırmış ve mekan bağımsız Cloud hizmetlerden yararlanan firmaların client donanım maliyetleri önemli ölçüde azalacak. Artık yüksek maliyetli notebook ya da PC yerine çok düşük maliyetli Thin Client bilgisayarlar ile web tabanlı çalışma sistemi yaygınlaşacak.
* Geçtiğimiz dönemde açık kaynak projeler yazılım üreticisi firmaları bi hayli zorlamıştı fakat bu yeni dönem yazılım şirketleri için önemli bir fırsat sunuyor. Açık kaynağın sağlaması mümkün olmayan altyapı ve profesyonel hizmetler en azından yazılım tedarikçilerinin rekabet gücü kazanmalarını sağlayabilir. Açık kaynak iş modelinin yavaş yavaş ücretli modele dönüşmesinin yolu açılabilir.
* Yeni hizmet anlayışı ile birlikte BT sektörü genişlemeye devam edecek ve yeni hizmet türleri hayat bulacak.
İlerleyen zamanlarda bu alandaki gelişmelere değinmeye devam edeceğiz.
Cin Fikir : Gen Haritanız Artık Elinizde – 23andMe

İnsan türünün şifrelerini taşıyan DNA’ larımıza doğru yapılan en önemli yolculuk İnsan Genom Projesi ile yoluna 1990 senesinde başladı. Çok bilinmeyenli bu denklem bugün önemli bir aşama kaydetmiş durumda. 20 senelik araştırmalar sonucunda DNA’larımızın yaklaşık olarak 92%’i çözülmüş durumda. Bu oran biraz tartışmalı olsa da bu alandaki hummalı çalışmalar ve yeni teknolojiler, bu bilimsel araştırmaların labaratuvar ortamlarından son kullanıcılara ulaştırılmasını mümkün kılıyor.
Eğer Gattaca filmini izlemediyseniz tez elden izlemenizi öneririm. Uma Thurman‘ ın başrollerinde oynadığı bu bilim kurgu film, genlerin hakim olduğu bir dünyayı konu ediyor. Bu dünyada doğan her bebek sahip olduğu genlere göre kendisi için biçilmiş ve uygun görülmüş bir hayatı yaşıyor. Bu hayatta alacağı görev, işi ve statüsü doğar doğmaz hatta anne karnında belirleniyor. Film ironik bir şekilde bu katı ve gayri ahlaki durumu eleştiren bir tutumla; içinden çıkardığı kahramanla zincirlerini kıran ve sisteme karşı galip gelen genç bir adamın azmini anlatıyor. Tam bu noktada beni çok heyecanlandıran kişisel genom servisi 23andMe‘ den bahsetmek istiyorum.
23andMe Kişiselleştirilmiş Genom Servisi
Biyogenetik araştırma şirketlerinin sayısı hızla artarken bu servislerin Internet üzerinden verileceği kimin aklına gelirdiki. Sağlığımız için önemli bir mihenk taşı olan DNA ve arkasında yatan sırlar perdesi artık elinizde desem elbette çok iddialı bir sav ortaya atmış olabilirim. Fakat filmlerde görmeye alıştığımız bilim kurgunun hızla gerçekliğe ulaştığına şahit oluyoruz son günlerde. 23andMe bu çalışmaların bir ürünü.
İnsan türü 23 çift kromozomdan oluşmakta. 23andMe‘ de adını buradan alıyor. 23andMe elbette ücretli bir hizmet. 1000 $ + nakliye ücreti vererek satın alacağınız kit evinize ulaştırılıyor. Bu kit içinden çıkan tübe tükürmeniz ve içinden çıkan adresli ve nakliye ücreti ödenmiş olan zarfla göndermeniz yeterli. Sonrasında 23andMe eline geçen örneği bir dizi DNA sürecinden geçirerek DNA bilgilerinizi çıkartıyor. Bu aşamadan sonra kişisel gen haritanıza sahip oluyorsunuz ve bu andan itibaren genlerinizin derinliklerine heyecanlı bir yolculuk sizi bekliyor.
23andMe Kişisel Genom Hizmetleri
23andMe‘ in sunduğu hizmetler olarak şunları sayabiliriz:
- Genlerinizin yatkın olduğu hastalık ve fiziksel bozukluklarınız hakkında bilgi alabilir aynı zamanda atalarınızdan aldığınız gen miraslarını araştırabilirsiniz. Sürekli keşfedilen yeni genler ve sebep oldukları hastalıklar hakkında bilgilendiriliyor ve bunlardan nasıl etkileneceğinizi biliyor olmanız çok güzel olsa gerek. Zira 23andMe durağan bir sistem değil sürekli yeni bilimsel bilgiler ışığında size güncel bilgi sunuyor.
- Global gen benzerliği sayesinde genlerinizin dünyanın hangi bölgeleri ile benzerlik gösterdiği hakkında grafiksel raporlar alabilirsiniz.
- Fiziksel ve atletik özellikleriniz hakkında bilgi alabilir belki iyi bir golfcu olabileceğinizi farkedebilirsiniz
- Atalarınızın gen haritasını araştırabilir, coğrafi bilgileri ve hangi geni kimden aldığınızı öğrenebilirsiniz. Çok inatcıyım acaba dedeme mi çektim ne! Elbette bu gibi bilgileri almak için anne baba ve dedelerinizin de bu sisteme dahil olmaları gerekmekte.
- Varolan 23andMe genom veritabanında bulunan tüm kişileri içine alacak şekilde size benzeyen genleri araştırabilirsiniz. Yoksa kızılderililer ile akrabılığım mı var!
Sonuç olarak yukarıda geçen hizmetler ve daha fazlası 23andMe gen veritabanlarında mevcut. Elbette bu servis akıllarda bir soru işareti de bırakmıyor değil. Bir arkadaşımdan aldığım bilgi 23andMe’ in kurucusunun Google ortaklarından Sergey Brin’ in eşi olduğu yönündeydi. Internetten araştırdığımda bunun doğruluğunu bir kez daha gördüm. Google ve Gen Veritabanını gözünüzün önüne getirin. Ortaya çıkan manzara dehşet verici olabilir. Google stratejisini global bilgi ağı üzerine kurmuşken bir de elinde böyle stratejik gücü bulundurması gerçekten korkutucu olabilir. Diğer yandan aynen Gattaca’ da yaşandığı gibi genlerimiz ileride bizim aleyhemize kullanılabilir mi? Bunun hukuksal zemini ve sağlık etiği açısından değerlendirilmesi gerekmekte. Bu uyarıları yaptıktan sonra kurgunun gerçeğe kavuştuğu bu hizmetin kayda değer olduğunu belirtmekte fayda var.
Genom Projesi hakkında detaylı bilgiye http://www.genome.gov/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Nedir Bu Web 3.0 Dedikleri?
Henüz 2.0′ a yeni yeni kanımız ısınmışken, tribünlerden üç üç üç!!! naraları yükselir oldu. Tribünlerin sesine kulak verip heyecanla yerimizden kalktık, 2-0 olsun bizim olsun diyenlere kulak vermeden merakımıza yenildik, araştırmaya koyulduk. Kimileri anlamsal web dedi, bazıları kulak asmayın anlamsal diyenlere artık web akıllandı diye akıl verenler oldu. Evraka evraka diye bağırıp ortalığı yıkanlar da, bu fenomene halen imkansız gözüyle bakanlar da bu tartışmanın önemli tarafları. Dönen bir tartışma ve henüz filizlenmemiş bir fikir de olsa bizi alıp götüreceği algısal geleceği şekillendireceği bir gerçek. Biz de tartışmanın gücüne saygı duyuyoruz. Bu yüzden Web 3.0‘ un irdelenmeye değer bir gelecek olduğuna inanıyorum.
Henüz doğmamış bir bebekten söz ederken elbette ihtiyatlı olmakta fayda var, bu yüzden konuya şüpheyle ve irdeleyen bir bakış açısı ile yaklaşmaya gayret edeceğim. Aslında bu yazıda web 3.0 derinliklerine girmeden konuya bir giriş yapmak, sonraki yazı dizisinde olayı çok boyutlu olarak ele almaya çalışacağım.
Web 3.0, Semantic Web, Akıllı Web, adı henüz konmamış bu yeni paradigma gerçekten yeni bir dünya görüşünün ilk adımları sayılabilir. Yeni dünya düzeninde taşlar yerine oturup teknolojik olgunluk evresi yakalandıktan sonra webin akıllanmasına şahit olabiliriz.
Web 2.0 Evresi
Web 2.0 bireylerin katılımcı ve üretken olduğu yeni dünya düzenini sahneye koydu. Herkes bu sahnenin oyuncularını hayretle ve ilgiyle takip ederken, birden kendilerini sahnede bulan bu kitle artık birer oyuncu olduğunun farkına vardı. Birçokları bu devri AJAX gibi teknolojilere bağlasa da, aslında bu kurallara karşı gelen bir devrimdi. İlk olarak eBay 90lı yıllarda alıcı ile satıcı arasındaki kuralları altüst ederek bu geçişin fikri zeminini hazırladı. Sonra olanlar oldu ve bugüne geldik. Arada geçen süre başka bir yazının konusu olduğundan burayı şimdilik pas geçiyoruz. Peki Web 2.0′ ın artıları ve eksileri nelerdi. Neler doğru gitti neler yanlış gitti.
Web 2.0′ ın doğruları herkesin malumu; katılımcı, demokratik, üretken, paylaşımcı, sosyal ve daha fazla bilgi. Son kelimeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Daha fazla bilgi, yerine göre size çok fazla alternatif ve seçim şansı tanırken, yerine göre daha fazla karmaşa ve seçim zorluğu da getirebilir. Sonuç olarak Web 2.0 orantısız bir bilgi ekosistemi oluşturarak ortaya devasa ve yönetilemez bir bilgi çöplüğü çıkarmaya başladı. Düşünsenize bugün bir ürün seçmek, ya da tatile gitmek için kaç site araştırması yapmanız gerekiyor. Sosyalleşen web’ de zaman su gibi akıp geçiyor. Bilginin toplanması, derlenmesi ve sonuca dönük olarak kullanılması halen insan eli ve sınırları ile yürüyor. Bilginin özüne ulaşmak, sentezlemek, elde varolan bilgiyi verimli işlere yöneltmek gelecekte bizi bekleyen en zor işler arasında. Web 2.0 araçlarını kullanıyorsanız bugün blog takibi, sosyal etkileşim ve anlamlandırma günümüzün önemli bir zamanını harcıyor.
Evet bu koşullarda bizi bekleyen en büyük tehdit pürüz ve parazitlerden arındırılmış saf bilgiye ulaşmak ve bunu ihtiyaçlara göre hızlı olarak kullanmak. Gerek bireylerin, gerek kurumların ürettiği bu standart dışı bilgi ancak standartları oturmuş bir teknoloji ve ilkel zekaya sahip bir web ile filtrelenebilir. Elbette Web 3.0 sadece bilgi yönetiminden ibaret değil. Ortada önemli itici kuvvetler ve bunların şekillendireceği yeni dünya düzeninden bahsetmeliyiz.
Web 3.0 Motivatörleri
* Birlikte İşlerlik : Bugünün birbirinden bağımsız içerik depolarına sahip web uygulamaları yavaş yavaş birlikte çalışabilen entegre bir ekosisteme dönüşüyor. Bu dönüşüm ortak bilgi havuzları ve bilginin farklı boyutlarda ele alınması için uygun koşulları oluşturmakta
* Yüksek Erişilebilirlik : bant genişliğinin artışı, yeni medya, mobil pazarın büyümesi ve teknolojik kısıtların ortadan kalması üretilen ve tüketilen verinin artışı ve buna paralel artan yeni ihtiyaçlar
* Ağ Tabanlı Hesaplama Gücü : web tabanlı mimarilerin gelişimi ile birlikte dağıtık sistemler, SaaS yapıları, web servisleri ve kümelenmiş hesaplama gücünde (Cloud Computing) ciddi bir artış yaşanıyor. Amazon’ un Cloud Computing stratejisi, Oracle ve Microsoft gibi büyük oyuncuların bu alandaki yatırımları yeni altyapı hizmetlerinin önünü açmış durumda. Bu artış akıllı webin ihtiyaç duyacağı yüksek hesaplama gücünün altyapısını oluşturacak. Ne de olsa yapay zeka basit bir iş değil.
* Açık Teknoloji ve Platformlar : Açık kaynak dünya görüşü önemli bir ivme kazandı. Microsoft bile bu rüzgara boyun eğmek ve açık standartlara yatırım yapmak durumunda kaldı. Artık bir çok platform ve sistem bu açık standartlar üzerinden haberleşme ve entegrasyon yeteneklerini geliştiriyor. Web 3.0′la birlikte birbirleriyle konuşan web uygulamalarını görmek mümkün olacak. Semantik Web Servisleri iş başında
* Ortak Kimlik ve Veri Taşınabilirliği : RSS, OPML gibi teknolojiler bloglar aleminin taşınabilirliği konusunda 2 önemli teknoloji. OpenID gibi ortak kimlik servisleri de Web 3.0′ ın olmazsa olmaz ihtiyaçlarından birisi. Birbirleriyle konuşan akıllı web uygulamaları için kimliklerin ve verilerin taşınabilirliği önem kazanıyor. Bugün Facebook, Google ve MySpace gibi bir çok sosyal ağ platformu veri taşınabilirliği konusunda önemli çalışmalar yürütmekte.
* Akıllı Web : Web 2.0 ne kadar akıllı derseniz şuan pek akıldan söz edemiyoruz. Web içeriğine anlam katmak için bir çok standartlaşma çabası devam ediyor. RDF, OWL, SPARQL gibi yeni diller webin akıllanması için yeterli olurmu bilinmez ama bu alandaki çalışmlar başlamış durumda. İlerki yazılarda bu konulara değineceğiz.
* Dağıtık Veritabanları : bilgi her yerde, peki ele avuca sığmayan bu bilgiyi nasıl yönetiriz. Cevap açık dağıtık veritabanları ve bunları yönetebilen sistemler ile. Amazon S3 servisi ve gelecek yeni nesil hizmetler bu alandaki önemli yatırımlar için umut vaadediyor.
Aslında Web 3.0 tanımını yapmak güç. Çünkü ortada kesin bir tanım bulunmuyor. Bu yüzden gelecek ne getirecek, web 3.0 bunun neresinde yer alabilir bu konular asıl tartışma konusu. Yazıyı burada kesip alternatif web 3.0 tanımlarını bir sonraki yazıya bırakmak istiyorum.
Web Tabanlı İşletim Sistemi Ghost
Sonunda bu da oldu dedirtecek kadar heyecan verici gelişmeler 2008 senesinde bizi sobeledi. Devri alem hız kazanmış son zamanların deyimiyle kozmosta yolculuğuna devam ederken karşımıza Ghost çıkıverdi. WebOS kavramı henüz zihin dağarcığımıza yeni girmişken bu kadar erken bir çıkış doğrusu beklemiyordum.
Ghost , web tabanlı sanal işletim sistemi olarak cüretkar bir hamle olarak görülebilir ama yapılan araştırmalar 2010 – 2015 seneleri içersinde Web tabanlı işletim sistemlerinin kullanılacağını söylüyor. Henüz alpha aşamasında olan Ghost farklı servis sağlayıcılarla yaptığı partnerliklerle şimdiden Zoho, Google, Amazon,Youtube ve Flickr gibi platformları bünyesine katmış.
Standart bir bilgisayar kullanıcısının günlük ihtiyaçları karşılamak üzere; Doküman hizmetleri (Google Docs, Zoho Docs), E-Posta, Multimedia (Flickr, Youtube), Oyunlar (Flash oyunlar), Widget temelli araçlar, arama ve Dosya yönetim özellikleri ile bezenmiş Ghost, geleceğin adımlarını şimdiden kullanıcıları ile paylaşmış. Elbette mevcut işletim sistemleri kadar hızlı ve fonksiyonel değil ama ileride çok farklı web servislerini bünyesine katarak ilerleyeceği düşünülürse Web İşletim sistemlerinin geleceği hakkında fikir sahibi oluyor insan.













